beyaz.az

Haqqinda.az

Axtardığın haqqında - Hər gün yeni məlumat öyrən

Sari Arabalar

SaRı Arabalar ayrılık taşır!!!

Bilip de korktuğum, korktuğum için kaçındığım hatta kulaklarımı tıkadığım duymaktan kaçındığım, düşüncesine alışmaya çalıştığım ama nafile birgün olsun alışamadığım bir duygu benliğimi kemiriyor...

Gözümün önünde bir ahşap bina, üç kocaman merdiven, ben camda, kafamda kukuletalı şapka, annem aşağıda, tam üç yaşındayım... Annem bana kardeş getirmek için hastaneye gitmek zorunda, anneannem ve dedem annemin yanında bana gitmeliyim diyor annem, geleceğim yine bak teyzelerin yanında... Gözlerim yaşlar içinde, "sarı araba" yokuştan aşağıya süzülüyor, annem kardeşimi almak için benden uzaklara gidiyor, giderken duyuyorum annem diyor ki: "Olur ya bana birşey olursa sarı kızım sizlere emanet" henüz üç yaşındayım "ayrılık" karşımda.

Sonra tam kırk gün sonra, yine bir araba bu kez arabada annem, henüz bebek olan kardeşim, büyükkannem ve ben. Bu kez ahşap binanın o kocaman merdivenlerinde gözü yaşlı sıralanmış teyzelerim, hepsi hıçkırarak ağlıyorlar, su dökülüyor, "sarı araba" hareket ediyor, el salla kızım diyorlar, üç yaşındayım "ayrılık" yanımda.

"Fransa" diyorlar burası, burada yaşayacağız artık okula yolluyorlar... Aradan iki yıl geçiyor bir sabah apar topar toplanıyoruz annemle babam boşanıyorlar, bana diyorlar ki en sevdiğin oyuncaklarını topla yalnızca, sadece en sevdiklerini, bir ayımı alıyorum, bir iki bebeğimi, diğerleri kalıyor orada, arabada yer yok, yine bir "sarı araba" içinde dayım, kardeşim, annem, kuzenim, doğruca Almanya'ya yine "ayrılık" küçücük bedenimin parçalarında, babamsa ben bildim bileli hep ulaşılmaz uzaklarda...

Öyle bir ayrılık ki içimdeki tüm hücreleri yakıyor hâlâ bıraktığım oyuncaklarım bu yaşta bile hâlâ ağlıyorlar arkamdan gibi geliyor bana. Gitsem onları öylece odamda bıraktığım gibi bulur muyum acaba? Geride bıraktığım oyuncaklarım mı acaba beni böyle hâlâ acıtan?

"Sarı arabalar", beni bir yerden alıp bir yere bırakıyorlar ayrılıklar çığ gibi büyüyor küçücük hayatımda... Sonra bir uçak giriyor devreye, havadayız annem, kardeşim, ben ve bir ayım, iki bebeğim, uçak denen şey iniyor duruyor, merdivenler konuyor, tellerin arkasında büyükanneme doğru koşuyorum ağlayarak, ne olur artık bizi bir yere bırakma diye çırpınıyorum. Sonra yeniden "sarı bir araba"... Ama bu kez teyzelerim kapıda bizi bekliyorlar...

***

Bugün takıldım sarı arabalara, ruhumdaki susturmaya çalıştığım çığlıklara...

Aldırmaz görünsem de canımı yakan düşünceler var bugün içimde. Dedem çok hasta, ölebilir diyorlar, aldırmazdan gelmeye çalışıyorum, hemen gel diyorlar, akşam gelirim diyorum, vurdumduymaz sanıyorlar beni. Oysa ben içten içe çok korkuyorum, hayalimde çiçeklerle çevirdiğim duvarlardan ailemden bir kişinin çıkıp gitmesinden çok korkuyorum, veda etme düşüncesi bile beni parçalara bölüyor, düşünemiyorum

Hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çalışıyorum, duygularım karışıyor. Uçaklar yine konuşmalara giriyor, sarı arabalar yine devrede uzakta olanlar gelmeye çalışıyor yine. Çocukluğumdan beri bitmeyen, tükenmeyen bir işkence gözyaşları, sallanan eller, sarı arabalar, uçaklar, telefonlar.

Yok hayır ben veda etmeye hazır değilim, daha olmaz. Dedem yine kalkıp oturacak, köyünü anlatacak, atlarını, köpeklerini, sarı saçlarını, çok sevdiği dedesini Kudüs'e gidip hacı oluşunu, atla yolculuğunu, pişirdikleri enteresan yemekleri.

Sinop'u anlatacak bana hiç gitmediğim uzaktaki atalarımın memleketini, diktikleri ağacı anlatacak, dedesiyle altında oturdukları masallar dinledikleri ağaçları, büyükannemi nasıl görüp de bir anda aşka tutulduğunu anlatacak. Sonra dönecek yine o güneş sarısı saçlarını anlatmaya, yeşil gözlerini açacak kocaman, gülecek yine... Daha konuşulacak onca şey varken, ölümden sözetmek niye...


Tarix: 19.11.2013 / 04:08 Müəllif: Akhundoff Baxılıb: 466 Bölmə: Sevgi varmı?