beyaz.az

Haqqinda.az

Axtardığın haqqında - Hər gün yeni məlumat öyrən

Sivasin Gulu

Sivas\'ın Gül\'ü

Sivas’ın Gül’ü

Tren'e binmiştim. Dortmund'dan Herford'a gidecektim. Bir Ceyhan-Mersin Tren yolu misali. Sınıf'ımla geziye gitmiştik. Hava soğukdu. İyiki Allah'tan Tren geldi. Bindik işte. Arkadaş'la bir yer bulduk. Orda'da bir tanıdığımız Arkadaş daha vardı. Yanındada bir Kız oturuyordu. Ben Allah'ın Selam'ını vermişdim, hem o Arkadaş'a hemde yanında oturan Kız'a. Sonra Sohbet’e dalmışız. Ben Kamera’sız yapamayan bir Kişi olmuşdum. Baktımki, Kamera'yı cıkarmışım. Elimde. Çektiğim Video'lari izliyorum. Kolbastı oynadiğim Video. Herkes'e seyrettirdim (yanımda oturanlara). Güldük. Sonra Müzik açtım. Mehmet Kalkan'ın Yaseminim Türkü’sünü açmışım. Dinliyorum. Elektro Bağlama çalıyor. Duramıyorum o Müzik'siz. Damarımda varmış, o tür Müziği dinlemek. Hem dinleyip, söylüyordum Mehmet Kalkan'la beraber o Türkü'yü. 'Yaseminim Yaseminim' diye mırıldanıyorum. Sonra baktımki, o Kız bana bakıyor. İkide bir. Hem gülüyor, hem yüzünü çeviriyor. Ama anladım; o Kız bana bakıyordu. Tabiki bende ona. İnkar edemem. Sonra Sohbet’e dalmışım Kız ile birlikte. Tanışmışız. Adın ne, nerelisin, kaç yaşındasın. Bende tabiki hiperaktiv bir Genç. Yerimde duramıyorum. Ya Halay çeker, yada el kol hareketi yaparak Türkü söylerim. Kız orda bana gülüyor. Ben ama onun gülüşüne dayanamıyorum. Sevinçten Hava'larda uçuyor gibiyim. Sonra Bilet Kontrol’ü yapan Kadın geldi. Bizde kaçacak yer arıyoruz. Bilet zaten bende varki. Nereye kaçıyoruz? Birden herkes hopladı, bende arkalarından. "Hele durun, Bilet'i gösterin, öyle uçun gidin". Ben durdum. Başka çare yok. Bilet'i gösterdim. Tamam. Gidebilirdim. Kalabilirdimde yerimde. Neyse onlar gitti, bende gideyim. Yer bulduk. Oturmuşuz oraya. Yine Sohbet'e devam. Ama Kız ile. "Ya Gül. Numaranı senmi verirsin, yoksa benmi vereyim?" Baya Sohbet etmişim. Numarasını istemem lağzımdı. Böyle bir (Maşallah) güzel bir Kız'i kim kaçırmak ister? "Yada böyle yapalım. İlk önce ben Numaramı vereyim, sonrada sen verirsin." Abooo. Ne yaptım be gardaşım? Kız kabul etti teklifi. Neyse, ne fark ederdiki. Ha o vermiş, ha ben vermişim ilk önce. Ama bir fark vardı. O bir Kız’dı. İlk o verseydi, belki adı hemen kötüye çıkardı. Çünkü, yanımızda Erkek Millet’i. Dedikodu başlar hemen ya. "Teşekkür ederim. Yau hele bir Fotoğraf’da çekelim. Senle ben. Hatıra olsun." Tamam. Buda kabul. Allah Allah, ben uçuyorum yau. Çekildik. Ana, vakit geçmiş öyleki, İstasyon'a geldik. Benim İstasyon değil. Ben daha devam gideceğim. Kız inecek. Centilmenliği pek severim ya, Kiz'in çekedini aldım, dön arkanı ve giydirdim. Teşekkür etti. Sonra Bye Bye, Kız indi. Ben Tren'de. Durmak yok, Yol'a devam Misali.

Aradan bir Hafta geçti. Kız ile konuştum. Hani şu Tren'deki Kız vardı ya. Konuştuk. Nerde olacak, Okul'da. Aynı Okul'a gidiyoruz zaten. Hadi bir Gün daha geçsin. Kız'ı yine gördüm. "Sana bir Sürprizim var. Beklersen beni, gösteririm sürpriz yerini." Tamam. Kabul. Hadi bende o zaman yallah Market'e. Küçük, Minnağcık Mumlar alacağım. Ha birde bir Gül. Gül'süz sürpriz olurmu gardaşım. Her neyse. Hallettim, her şeyi aldım. Okul'a geri geldim. Spor Salon’un yaıina dizdim Mumları. Bir Kalp yaptım. Ortasına'da bir Gül. Sevda'nın bir marifeti. Herşey tamam. Şimdi Okul'a. Kız'ı çağırmaya. Kız beni beklemiş yau. Hayret. Süper birşey. Kız'ı çağırdım. Baya beklemiş be. "Hadi gel. Sana birşey göstereceğim." Geldi benimle. Benim içimde bir heyecan, titriyorum. Soğuk değil, öyle bir hisdi. Ne bilim. Birşeydi işte. Anlatılmaz, yaşanılır. Sürpriz'i gördü. Gözlerine inanamadı. Sordu "Bu muydu Sürprizin?" "Evet. Bu Sürprizimdi." "Ay, çok beğendim ya. Gözlerime inanamıyorum. Teşekkür ederim ya." Ben sadece gözlerine bakmaya çalışıyorum. Sırf gözlerine bakıyorum. Sonra Gül'ü aldı. Ben yerden aldım, ona verdim. Eğilmesini, gözümün önünde boynunu bükmesini istemedim. Sevdiğim Kişi ne boynunu bükecek, nede eğilecek. Sonra Çarşı'ya kadar gittik. Sohbet ettik. Vay be. Helal olsun. Hem ona, hem bana. O benimle isteyerek Sohbet, bende severek Sohbet ediyoruz. Çarşı'ya varmışız. Otobüs'ü bekliyoruz. Ana, Arkadaş'ları koşarak geliyor. Nefes'leri gidecek nerdeyse. Abisi Çarşı'daymış. Onu Haber ettiler. Ben Kaç-Kaç'a kaçtım. Kaçmazdım. Ama Kız'ın Abisi. Benim başıma bir İş gelse? Hadi neyse derim. Ama Kız'ın? Kıyamazdım, kıydırmazdım. Dayanamazdım. Hadi, ben gittim. Bye Bye.

Aradan yine bir Hafta geçti. Allah Allah. Ben Kiz'a alışmışım. Ya onunla giderim, yada onunla giderim. Nereye olacak. Çarşı'ya. Ama keşke bugün onunla gitmeseydim. Neyse. Gittik işte.Kız bana soru sordu. Aklımda bir Dedikodu duymuş. "Duydumki, sen bir Kız'a tecavüz etmeye kalkışmışsın. Doğrumu?" Abooo. Sorduğu soruya bakın yau. Buu Dedikodu değil, bir Yalan. Hatta bir İftira. Ben? Tecavüz? Kime? "Eski Sevgiline tecavüz etmeye kalkışmışsın diye bir olay duydum." Anladım. Eski Sevgilim. Türk Kız'ı. Bende Türk. Bak, gördünmü. Kendi Irkım'dan olan bir Kız'a tecavüz edecekmişim. "Allah Allah. Kim söyledi sana bunu? Kim böyle Yalan ve İftira atıyor hakkımda? Yada şöyle diyim sana. Ben kimsenin; ne Şeref’ine, nede Namus’una göz dikebilirim. Helede kendi Irkım'dan olan bir Kız'a." Kız inanmış gibi görünüyor. Bana değil. İftira'ya. Neyse boşver. Daha çok moralimi bozmak istemedim böyle bir İftira yüzünden. Sonra Kız ile konuyu kapatmıştık. Çarşı'daydık. Otobüs'lerimiz geldi. O bindi, bende bindim Otobüs'e. Ben, moralim bozuk, düşünüyorum. Kim söyler? Kim böyle Iftira atar? Hadi eski sevgililer Hınç’ını, İntikam’ını almak için İftira atar. Ya ona inananlar? Daha mı iyi? İyi mi olmuşdu bu İftira? Çok kötü oldu. Ama yıkılmadım, ayakataydım. Mahsun Abim gibi. Çok şükür, bu konu bir süreliğine kapanmıştı. Son Hafta'ya gelmiştik. Okul Tatil'i başlıyacak yarın. Kız ile konuşuyoruz. Kız'a yarın Düğün var dedim. Halbuki bir Arkadaş'ın Abisinin Düğün'ü. Ne varki. Ayni Şehir'den geliyorlar. Belki cağırmışlardır. "Sende gel yarın ya. Beraber oynarız işte." Şaka yapmıştım. Düğün’de Anne'sinin karşısında ben onunla oynayabilirmiyim? Hadi Kız'ı ikna ettik, ya Anne'si? Onu ben ikna edemem. Onuda Kız kendi ikna etsin. İnşallah eder dedik. Tamam. Yine kabul. Hadi hayırlısı. Yarın olsun bakalım.

Tatil'de sadece telefonlaştık. Buluşmak istedim. Ama olmadı. Ah şu akrabalar varya. Birini gördümü onunla, adı çıkar; ya şununla yada bununla.Neyse dedim, onuda geçtim. Zaten Tatil biterse, onu göreceğim. Hele bir konuşmamız vardi. Düğün'den sonra konuşmuştuk. Benim Çiftelli’mi, Misket’imi ve Halay’ımı beğenmiş. Hani çekdim ya. Düğün'de yani. Hele bir Adam'ı sordum. Adam 23-24 yaşlarında. Kız'ın başındaydı, ikide bir. Düğün’de Düğün’de. Kız'a sordum "Kimdi o? Kuzeninmi ne?" Yok, değilmiş. Hollanda'dan geliyormuş. Kız’ı istiyormuş. “Yuuuuh dedim”. İçime Delikan’lılık tutmuş. Onu kimseye Yâr etmem diyorum. Ama Anne'si istiyormuş. Kız’ı Adam’a vermek istiyormuş. Ah ulan Kaynana. Sen benim Kaynanam olacaksın. Kız'a sordum "Sen ama onu istemiyorsun değilmi?" "Yok ya. Ben sevmediğim kişi ile evlenemem. Kabul etmem." Vay be. Delikan’lı gibi bir Kız. Helal olsun sana. Sonra dedim "Bak Kız'ım. Eğer şu Deli Anan zorluyorsa seni, Ana'na söyle 'Beni seven biri var. O beni istiyor. Vereceksen beni ona ver.' de." "Tamam." Abooo. Abooo. 3 kere aboooo. Tamam deyişini yiyeyim senin. Sonra şöyle dedim "Hele daha çok zorlarsa, benimle kaçmanı tavsiye ederim. Kaçarken, bakarım yukarıya, üstüme Ağır Bavul’un düşer." Şaka'ya getirdim, ama ciddiydim. Sonra Telefon'u kapatmıştık. Evet. Bir Hafta daha geçti. Baktım, Yılbaşı. Aradım onu. Arkadaş'a gitmiştim. Baktım, İçkiler dolu. Bende içeyim bir kadeh dedim, baktımki 5 Kadeh götürmüşüm. Kız ile konuştuk "Gül. Ben seni çok istiyorum. Seni kaçırmak isterim. Dayanamıyorum. Bekliyemiyorum." Öyle Sarhoşumki. Konuşuyorum, ama Kız benim Şaka yaptığımı saniyor. “Çok komiksin” diyor. Sonra Kontör bitti. Kız'ın suratına kapandı Telefon. Ben yandım, Kız gitti sandım. Halbuki Kontör bitti. Bende hemen Ev’e gittim. Kız'ı aramam lağzımdı. Aradim. Ev Telefonu ile. Of. Sarhoşluk bitirmiş beni. Kız soruyor "Sen Sarhoşmusun?" "Yok. Sarhoş değilim. Harbiden. İnanki Sarhoş değilim." İnanmadı galiba. Kim inanır. Her Kişi anlar; kim Sarhoş, kim Sarhoş değil. Sonra ben onun adını mırıldanıyorum "Gül.Gül. Ordamisin?" Sonra beni yakan bir söz söyledi (ama söyleyen o değil, Arkadaş’ıydı, ama sesi benziyorki, ben Gül sanıyorum) "Lan ne Gül’ü. Ben Gül değilim. Of. Hadi Bye Bye." Bu sefer Telefon benim surata 'çat' kapandı; oh Sarhos'a, cok güzel oldu. Sonra ben, Sarhoş Efendi Bey, uykuya daldım.

Tatil bitti. Okul'a geldik. Ana, Kız'ı gördüm. Yeşil kazak giymiş. Ben sevinçten bir yana. Çünkü Yeşil rengi çok seviyordum ben. Kız'ı gördüm, konuştum. Birşey diyecektim. Mecburdum. "Benimle gel, sana birşey söyliyeceğim. Çok önemli” dedim. Ve geldi benimle. Abooo. İçimde yine bir heyecan, titriyorum. Söyledim "Ya bak. Aradan bir ay geçti. Bu bir ay içinde, sana öyle bir bağlanmışımki, bir şey söyliyeceğim. Ama kızmak yok. Ben sana Aşık oldum. Herhalde sana Aşığım." Kız bana bakıyor. Şaşırmış. Galiba inanmak istemedi. "Ben seni seviyorum. Of. Çok şükür söyledim. Seni seviyorum işte." Sonra Kız'a sarıldım. Öyle bir sarılmışımkı. Kendimden geçtim. Sonra Kız bana baktı ve dediki "Ben öyle bir Kız değilim.” Yani, “İkide bir öpüşen, koynuma yatıran biri değilim." Abooo. Ben seni zaten koynuma yatırmak istemedimki. Nede öpmek istedim. Sadece seni sevdiğimi bilmeni istedim. Ama nerde. Kız başka birşey sandı. Galiba aklına o İftira geldi yine. Ah ulan İftira. Yaktın hem beni, hem sevdiğim Kız'ı. Neyse boşver dedim. İnşallah, birgün Kız’da beni sevdiğini söyler. Dua etmeye başladım. “Hadi yallah” dedim sonra. Otobüs geldi. Bindim Otobüs'e. Yallah eve doğru.

İki Hafta geçti. Kavga var, kavga. Yuuuh. Bide burnum kırıldı. Kanıyor yau. Kırıldı burnum. Tüüüh suratıma. Kavga kiminlemi? Gül'ün eski sevgilisiyle. Adam hazmedememiş, benim onunla gezmeme. Allah’ın Kürdü işte. Kazandı sonuçta. Kaybettim kavgayı. Kız'ı da mı kaybettim? Bilmiyorum. Birde Milliyetçi olacakmışım. Milliyetçi Adam kaybedermi? Neyse, yarın oldu. Gözüm şişmiş. Kanlar toplamış gözümün etrafını. Her gören korktu. Şaşırdılar. Kız'ı bekledim. Bakalım yanıma gelecekmi diye. Geldimi? Gelirmi. Bakıyor önden, "Vaaah" deyip duruyor. Ama yanıma gelmiyor. Ne geçmiş olsun, ne başka birşey. Dışarı çıkıyorum. Sigara içmeye. Sigara’ya alıştım ya artık. Bakıyorum etrafıma, Kız gelirmi diye. Ama gelmedi. Neyse. Artık anladım. Kız'ın gözünde değerim yokmuş. Ben bakmıyorum diye, suçlu benmişim gibi davranarak; beni çoktan unutmuş. İşte, şimdi bitmiştim ben. Yıkılmışdım. Ayakta değildim. Mahsun Abim gibi olamamıştım bu sefer. Ama her geçen gün onu bekledim. Yine gelmedi. Ne ben ona gittim, nede o geldi. Yaktı bitirdi beni. Ölmüştüm sanki. Olsun. Umut ettim. Bir gün konuşurum dedim. Evet. Ama yine olmadı. Gelmez oldu.

Aradan bir ay geçti.Onu gördüm. Yalnız oturuyordu. Suskundu. Ne ben ona, nede o bana bakardı. Müzik dinliyordu. Ama dedim, yanına gideyim, bir konuşayım dedim. Konuşduk. "Şimdi sen bana gelip, hiç birşey demedin. Ne geçmiş olsun dedin, nede nasıl oldu diye sordun. Bana bir kere kızmadın. Bağırmadın. Neden yaptığımı hiç sorgulamadın." "Niye gelecekdimki senin yanına. Benmi sana dedim, git kavga et diye" "Onu demek istemedim. Ama bir kere olsun bana sahip çıkabilirdin. Yada sadece bana kızabilirdin. Sorgulayabilirdin." Neyse konuyu kapatmıştık. İş bitti. Sigara içmeye gittik. Anam. Kız’la yine barışmışım. Sevinçliyim. Çok şükür. Aklıma sonra Şarkı’mız geldi (Bir Şarkı seçmiştik, birbirimizi hatırlatacak Şarkı). 'Sen Benimsin, Bende Senin' Şarkısı. Adem Kılıç'dan. Çaldım, ama geri kapattım. Kız istedi diye. İçeri girdik. Sevinçliydim. Yine havalarda uçuyor gibiydim. Mutluydum be gardaş.

Aradan bir ay geçmiş yine. Geçmez olaydı. Kız'la yine konuşmuyordum. Yine Küstüm. Ne yapalım. Eskisi gibi davranmıyordu bana. Ama yanıma öyle bir geldiki, şaşkınlıktan ne yapacağımı şaşırdım "Sen kim oluyorsunda, benim hakkımda kötü konuşuyorsun. Ben sana ne yaptım?" "Ne kötü konuşması ya? Ben senin hakkında hiç kötü konuşmadım. Kim yine sana birşey söyledi?” "Etrafındaki bütün Kişi’lere benim hakkımda kötü şeyler anlatmışsın. Birde berabermişiz. Niye yalan söylüyorsun?” “Ben kimseye senin hakkında kötü konuşmadım. Beraberiz bile demedim. Sonuç’ta hiç beraber olmamıştık. Ama bana çektirdiğin acıları anlattıysam, o doğrudur. Çünkü acıları ben çektim. Seni hep bekledim. Ama bir kere yanıma gelmedin. Ben yandım hergün. Ya sen? Sana birşey oldumu?” “Niye? Sana ümitmi verdim, acılar çektim diyorsun.” Off dedim. Bir kez daha yıkılmıştım. Sanki o an dilimi yutmuş gibiydim. Ama bir Kişi’yi daha unutmamıştım. Yanımda; Dost diye, Arkadaş diye hatta Kanka diye gezen bir Çakal’ın bakışlarını. Çünkü Kız’la benim kavgamı izliyordu. Ben ona baktıkça, anlıyordum; ondan başkası bu Yalan’ı uyduramazdı. Ama konuşmaz oldum. Ayakta duramaz oldum. Geçti, bitti. Bir daha hiç konuşmadık. Ve ben hep o günden sonra Sarhoş olmuştum. Bir Kız’ın uğruna. İçki bir yana, içki bir yana. Ve bitmiştim. Ölüme yaklaşmış gibiydim. Sonra bırakırm derken, Okul'da yine birşeye Şahit oldum. Sevdiğim Kız'ı kaybetmişim be. Nasıl biliyormusun? Yanımdaki, bir zamanların Çakal’ı, kendini Dost, Kanka, Arkadas gibi gösteren Kişi ile beraber olmuş. Çıkıyorlar. Hatta utanmadan öpüşüyorlar. Görmedimmi saniyorsunuz? Gördüm, gördüm. Okul’un altında, Araba Park etme yerleri vardı. Öğrenciler Araba ile gelirdi Okul’a. İndim aşağı. Baktım. Ve kendimi yaktım. Görmez olaydım. Sevişmeleri, sarılmaları ve gülüşmeleri. Sonra çekip gittim derken, kendimi aşağıda; kimsenin görmediği yerde yere attım. Ağladım. Sesli, gizli. Ama sesli değildi. Çok sessiz bir ağlayışdı. Ve o andan sonra, içime öyle bir İntikam alma duygusu doğduki. Yakacaktım onları. Her ikisini. Ama bıraktım.

Aradan baya aylar geçti. Kız'ı ve o Çakal'ı her zaman yan yana görürdüm. O Kız, onunla seve seve geziyordu. Bir zamanlar benimle gezdiği gibi. Ama onunla bir Aşk gibi. Benimle? Ben bir aptal gibi, onunla gezerdim. Hiç bilmezdim. Aslında aptal değildim. Bir İftira ile Yalan yüzünden, yıkılan bir İnsan’dım. Eski sevgilimi aramıştım, yakalamıştım. Sormuştum “Sana gerçekten tecavüz edecekmiydim? Söyle. Sadece doğru olanı söyle.” Sustu. İlk defa yine benim sinirli halimi gördü. Ve konuştu “Ben başkasından duydum. Bana başkası söyledi.” “Bana yalan söyleme. Bak yemin ederimki, seni burda parçalarım. Kimse beni tutamaz.” Sonra kavga etmeyi bıraktık. Ve Arkadaş’ı geldi. Sordu bana, “Ne oldu?” diye. Sonra anlattım olayı. Aklıma iyi fikir gelmişti. Kız’ı ve eski sevgilimi yüzleştirerek, doğru cevabı duymak istiyordum. Geldiler “Gamzenur. Sevil, sana benim ona tecavüz etmeye kalkşacağımımı söyledi? Ve sende Gül’e gittin söyledin. Doğru’mu? “Evet. Sevil söyledi bana.” “Hadi Sevil. Konuşsana. Bu seferde yalan söyliyecekmisin?” Bu sefer elime düşmüştü. Yalan söyleyemedi. “Tamam. Ben bir Yalan uydurdum. İftira attım. Şimdi rahatmısın?” Tabiki rahattım. Ama yüreği yaralı bir İnsandım artık. Ben bu İftira’nın arkasını bulana kadar; değer verdiğim Kişi’yi kabetmişim. Okul'un bitmesine bir hafta kalmıştı, ve o gün gelmişti. Kız'ın Abisinin Arkadaş’ını gördüm. Konuşmaya gittim, çünkü şimdi İntikam alma zamanı gelmişti. Hem Sevdığim Kız’dan, hemde o Çakal’dan "Ooo. Selam Aleyküm." "Aleyküm Selam" derken anlatmaya başladım. "Ya şu Oğlan varya. Onun Kız Kardeşi vardı. Onu ben çok seviyorum biliyormusun. Ama öyle olaylar olduki. Bitmiştim. İçime İntikam alma duygusu doğdu. Bir zamanlar, benimle gezerdi. En Mutlu İnsan gibiydim. O günler bitti. Şimdi ise, Çakal'in biri ile geziyor. Beraberler bilene. Vallahi, Abisi bilsin; benim onu sevdiğimi. Öldürmek isterse, seve seve öldürtürüm kendimi. Elimi kolumu kendim bağlarım. Benden duduğunuda söyleye bilirsin. Korkum sadece Allah’tan." derken, iş hal oldu. Anlattım işte. Bir gün sonra Abisinin haberi olmuş. Kız'ı sorgulamış, hatta parçalayacakmış. Sonra Çakal. Ona da bir yumruk, olmuş bir deli dumruk. Ben İntikam'ımı almıştım. Rahatlamıştım. Ama cektiğim acıları unutamamıştım. Unutmak da istememiştim. Unutamadım. Ne onu, nede bana cektirdiği acıları.

Aradan hemen hemen 1 Sene geçti. Onu hâlâ görüyorum. Her Pazartesi. Okul'a giderken. Ben bakıyorum, ama bakamıyorumda. Bakmadığımda, yinede görebiliyorumki; onun gözleri bende. Onun herşeyi aklımda. Adı, Soyadı, Doğum Günü. Memleketi. Nereye giderse gitsin, ben hep onu bilirim. Ne zaman nerde, ne yapıyor, ben bilirim. Çünkü onu; Allah’ımı, Peygamber’imi, Kitab’ımı, Vatan’ımı, Millet’imi’ Bayrağı’mı, Ana-Baba’mı ve Memleketimi sevdiğim kadar sevdim onu. Hâlâda seviyorum onu. Ne olursa olsun, ne yaptıysa yapsın; ben ne ondan, nede ona olan sevgimden vazgeçtim. Vazgeçemem işte. Herkes unut desede, unutmak kolay olmuyor. Ne zaman onun ismini ansam, sanki dilim tutuluyor.

Unutamam Seni...
Unutamam (GüLüM) Seni...
Kurşun’a Dizseler Beni...
Mahşer’de Hatırlarım (GüLüM) Seni...

([{Küsmedim sana Sivas’ın Gül’ü}])

Yazan: Ceyhan’lı


Tarix: 19.11.2013 / 04:08 Müəllif: Akhundoff Baxılıb: 1567 Bölmə: Sevgi varmı?